DOLAR 7,2744
EURO 8,655
ALTIN 482,179
BIST 1034,4
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 35°C
Sıcak

AKP Isparta Milletvekili doğru söylüyor

05.07.2020
A+
A-

AKP  Isparta Milletvekili  Recep Özel doğru bir teşhiste bulunmuş. Piyasada ve öncelikle büyük marketlerde “Isparta Gül Suyu”  adı altında satılan gül sularının kesinlikle Isparta Gül suyu olmadığını,yine satılan gül yağlarının tamamının  Isparta gül yağı olmadığını söylemiş. Kendisine katılıyorum. Çünkü biliyorum ki   gerçekten bugüne kadar yıllardır gül suyunu hep Ispartalı bir aileden,bir Ispartalı dosttan temin ettik.Rahmetli hakim eniştem Abdurrahman Serel Eğirdir İlçesi Adliyesi’nde hakimdi. Yanına her gittiğimizde gül suyunun ve gül yağının en kalitelisini alır Tavşanlı’ya dönerdik.  Rahmetli eski kaymakamlarımızdan Salim Çankırı Ispartalıydı. Eşi aile dostumuz Fatma Hanım ne zaman Isparta’ya gitse bizlere bir şişe gül suyu  getirirdi. Bu gül suyu bize bir yıl yeterdi.

Yürekten inanıyorum ki piyasada bol miktarda sahte Isparta adı altında satılan gül suyu ve gül yağı bulunuyor. Bunu da en iyi bilenler Ispartalılardır. Yıllarca Hacı adayları,Hacılar,din adamları bu gül suyunu ve gül yağını kullanırlar. Bayanlar evlerde yaptıkları özellikle sütlü tatlılarda örneğin  Güllaç tatlısında gül suyunu değerlendirirler.

Size göre 2-3 liraya gül suyu satılır mı? Veya 15-20 liraya gül yağı olur mu?Gül suyu milyonlarca gül yaprağından özenle üretilir. Bir apartman büyüklüğündeki gül yaprağı harmanından ancak birkaç yüz kilo gül suyu veya çok az miktarda gül yağı elde edilir.Ispartalı üreticiler binlerce dekar alana gül dikerler. Gül da Isparta’ya  Allah’ın bir lütfudur.  Ticari ahlak  her şeyde olduğu gibi gül suyu ve gül yağında da  önemli. Hele hele Müslümanların  yaşadığı bir ülkede  sahte gül sularını ve gül yağlarını Isparta gül suyu veya yağı diye satmak ta neyin nesidir? Hangi vicdana sığar?

Örneğin Tavşanlılı , Leblebinin hasını üretiyor. Şeyh Murat Gazi’nin torunları,şeyhten el alan ustalar yıllar yılı bu leblebiyi üretmişler ve halen de üretmeyi sürdürüyorlar. Üstelik Tavşanlı Leblebisi TSE Belgelidir. Tescillidir. Ama eğer ülke genelinde bir yerlerde  Bir leblebi  yığınının  üzerinde  “ Tavşanlı Leblebisi” yazısı okursanız, bir durup iki düşüneceksiniz. Gerçekten Tavşanlı Leblebisi midir? Sayın milletvekili Özel’in gül suyu ve yağı konusunda söylediği gibi,  kimse her gördüğü ,üzerinde “ Tavşanlı Leblebisi” yazan  leblebiyi “ de “ Sarı çizmeli Mehmet ağa”zannetmemelidir. Çünkü bu leblebi üzerine Tavşanlı giysisi giydirilmiş bir leblebi de olabilir. Tavşanlı Leblebisi olmayabilir.

Bir Şanlıurfalı dostum anlatmıştı. Demişti ki.” Her yerde tereyağı   üretilir. Ama Urfa Tereyağı  sadece Urfa’da üretilir. Hem de öyle abartıldığı gibi tonlarca değil. Sadece birkaç ton kadar” Şimdi düşünüyorum ve buluyorum. Zira büyük şehirlerimizdeki özellikle baklava ve çeşitlerini üreten Urfalılar özellikle gidip tereyağını kendi memleketlerinden getiriyorlar.Doğrusunu yapıyorlar.Bir damak tadı oluşturmuşlar.  Müşterilerine güven veriyorlar.

                                                         Ş E A M E T

Şeamet sözcüğü Arapça bir sözcüktür. Genelde yaşını başını almış,yaşlı  hemşehrilerimizce kullanılır. Gençler ise bu sözcüğün Türkçe karşılığı olan” Uğursuzluk” sözcüğünü kullanırlar.Uğursuzluk, bazı  olaylarda görülen ve insana kötülük  getirdiğine inanılan  belirti veya  bazı nesnelerce  var olduğuna  inanılan güçtür. Kademsizlik,meymenetsizlik,nuhuset, de  aynı anlamdadır. İnsanımız yıllar yılı uğura,uğursuzluğa,berekete,bereketsizliğe inanmıştır. Bugün de inanmaya devam etmektedir.Bazı insanlar Baykuş öttüğünde irkilirler. Halbuki Baykuş ,başında ,kulak yerinde iki sorgucu bulunan,yırtıcı gece kuşlarının genel adıdır. Uğursuzluk getirdiğine inanılan kimselere  söylenir. Baykuşgiller, büyüklükleri  çeşitli olan kukumav,puhu gibi yırtıcı kuşları içine alan kuşlar familyasıdır.

SEÇTİKLERİMİZ  Bir Öğretmenler Günü

Anlatılır. Bir gün sevgili peygamberimiz bir yerde  sohbet etmektedir. Bir ara bir Baykuş öter. Herkes bir anda irkilir. Sohbet  kesilir. Sevgili peygamberimiz  hemen devreye girer.” Evet kardeşlerim bir kuş öttü” der ve sohbet kaldığı yerden devam eder.  

İnsanlar uğursuzluğu kurtta kuşta aramamalıdır. Uğursuzluğu kendisinde aramalıdır. Allah’tan korkmayan,kuldan utanmayan ,yüce peygamberin öğütlerine kulak tıkayanlarda aramalıdır. Ülkemizin üzerine çöken uğ ursuzluk  bir gün mutlaka  yerini eski mutlu günlerimize  bırakacaktır.Coranavirüs  son yıllarda yaşanan en büyük uğursuzluktur.

ÜLKEMİZDEKİ   TERMİK  SANTRALLER SÜREKLİ DENETLENMELİDİR

Dünyada büyük bir olasılıkla 2030-2040 yılları arasında Termik Santraller de  artık olmayacaktır. Çünkü buna ihtiyaç kalmayacaktır.Yeni yeni enerji kaynakları ortaya çıkacaktır. hiç unutmadık. 2020 yılının ilk günlerindeydi sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum  içimizi ferahlatan bir haber vermişti. 5 Termik Santral tamamen,bir Termik Santral da kısmen kapatılacaktı. bu habere en çok sevinenler arasında Kütahyalılar da vardı. Özellikle  Seyitömer ve Tunçbilek Termik Santrallerinin hışmına uğramış hemşehrilerimden söz ediyorum.Hiç kimse kendisini sütten çıkmış ak kaşık sanmamalıdır. Bu iki Termik Santral ülke ekonomisine  büyük katkıda bulunmuşlarsa da bir de madalyonun öteki yüzüne bakarsak birçok insanımızın kansere yakalanmasına  sebep olmuşlardır. Götürüsü getirisinden çok olmuştur. Çevreye yaydığı kirlilikle tartışma konusu olan 7 santralden 4’üne geçici faaliyet belgesi,3’üne  ise çevre izinleri  verildi. Kahramanmaraş Afşin A, Kütahya -Seyitömer, Tavşanlı –Tunçbilek,Sivas Kangal ve Zonguldak Çatalağzı Termik Santralleri tamamen, Manisa –Soma Termik Santrali ise kısmen kapatılmıştı.

Bakın aradan kaç ay geçti?Sayın bakan   Kurum hiç unutmadım 8 Haziran Pazartesi günü Manisa’dan bir açıklama yaptı.Aynen”Soma Termik Santrali’nin  6 ünitesinden 4’üne,Kangal Termik Santrali’nin  kapalı olan 2 ünitesine, Çatalağzı Termik Santrali’nin kapalı olan 2 ünitesine,Seyitömer Termik Santrali’nin 4 ünitesinden 2’sine, Tunçbilek Termik Santrali’nin 3 ünitesinden 2’sine, Afşin A Termik Santrali’nin 4 ünitesinden 2’sine, bir yıl geçici  çalışma ruhsatı verilmiştir.Bu üniteler ve bacalar mevzuata uygun hale getirilmiştir” dedi.

Önemli olan  bu santrallerin sürekli kontrol edilmesi,denetlenmesidir. Öğrencilik yıllarımda aklımda kalmış bir  cümleyi hiç unutmadım” Bir hakkın sırf gayrı  ızrar eden suistimalini kanun himaye etmez” der. Bu Termik Santraller bugün de zaman zaman bacalarından yine duman,toz püskürtüyor. Peki takıldığı iddia edilen baca fimtreleri gerçekten görevini yapıyor mu dersiniz? Zaman zaman cep telefonlarımıza gelen  çirkin görüntüler yüreğimizi kabartıyor. “Eyvah!” diyoruz. Peki insanlarımız ölmeye devam mı etsin? Ben Termik Santrallerin bacalarına takıldığı ifade edilen filtrelerin  kaliteli filtreler olduğuna inanmıyorum. Bir bacaya bir milyon TL  filtre takarsanız  istediğiniz sonucu alamazsınız. Bir filtre nin değeri en az 15-20 milyon TL’sıdır. Bu kadar pahalı  filtreleri taktıracak bir patron düşünebilir misiniz?İşte  onun için söylüyorum. Termik Santraller her an denetlenmelidir.Hava ölçümleri,çevre ölçümleri,bitkiye ve hayvana zararlı hususlar tesbit edilmelidir. Yanlışta ısrar edilmemelidir. Türkiye birkaç Termik Santrale muhtaç bir ülke değildir. İnsan mı önemli yoksa kazanç mı?

SEÇTİKLERİMİZ  Oğlum ve Ben

Başka yerleri bilmiyorum bugün Kütahya ili mezarlıklarında kanserden kaybettiğimiz hemşehrilerimizin mezarları bulunmaktadır. Tavşanlı’da bile üç mezardan biri kanserden hayatını kaybedenlere aittir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan  filtresiz Termik Santrallere  2.5 yıl süre veren yasa değişikliğini onaylamamıştı. Çok ta iyi etmişti. Yürekleri ferahlatmıştı. Cumhurbaşkanımız halkımızı düşünerek bu kararı almıştı.Peki şimdi eğri oturalım doğru konuşalım bacalarına filtre takılması   için 2.5 yıl süre verilen  bu Termik Santraller bu kadar kısa sürede bu işi nasıl becermiş olabilirler?Çevreye zehir saçtığı bilinen,çevre yatırımlarını tamamlamadan açılmasına izin verilen  bu santrallerin  denetlenmesi gerekmez mi?.Bir  tansiyon hastası nasıl günde birkaç kez tansiyonunu ölçüp kendine çeki-düzen veriyorsa Termik Santraller  de  sık sık denetlenerek kontrol altında tutulmalıdır.Bu işten anlayanların ortak fikri şudur:Termik Santral bacalarına filtre takma işi en az 18-20 aylık bir çalışmayı gerektirir. Bu işi bu kadar sürede gerçekleştirdiysek bu elleri öperim. Kimse aklımızla alay etmemelidir. Beni üzen bir başka husus ise şudur:Söz konusu 11  Termik Santrale 2018 yılında  arızalanıp çalışmadıkları ortalama  109 gün için 334 milyon 959 TL,2019 yılında da arızalanıp  çalışmadıkları  91 gün için  518 milyon 386 bin 758 TL  teşvik verildiğinin dillendirilmesi oldu.

Böyle olunca da   iki ünitesine yeniden çalışma ruhsatı verilen  Kangal Termik Santrali’ne  2019 yılı için 69 milyon TL  ödenmiş oluyor. Bu örneği diğer santraller için de  verebilirsiniz. Teklifim odur ki  yeni yeni heyetler oluşturulmalı, yeniden çalışma ruhsatı alan Termik Santrallerin taktiği baca filtrelerinin verimleri tespit edilmelidir. Daha çok değil 15-20 gün önce Tunçbilek Termik Santrali’nin etrafı nasıl cehenneme çevirdiğini cep telefonuyla  çeken bir hemşehrimin gönderdiği fotoğrafta  gördüm.. Efendim üniteler devreye sokulurken böyle durumlar yaşanırmış. Ben de bu açıklamayı yedim.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı acilen ulusal Basından yerel basından gazetecileri bu termik s antrallere götürmelidir. Bir de gazeteci arkadaşlar görsün fena mı olur?Hakikatin ortaya çıkması açısından ben bir gazeteci olarak   açılmasına izin  verilen Termik Santrallere gezi düzenlenmesinden yanayım. Hatta daha ileriye gidiyorum. İlimizin sayın valisi Ali Çelik Bey de en kısa sürede Tunçbilek’e bir ziyarette bulunmalıdır.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

yasemin-esen
Beni Bu Kadar Sevme Anne

Kitabın Adı:  Beni Bu Kadar Sevme Anne Yazarı: Ahmet Naç Ahmet Naç severek sosyal medya ve kitaplarından takip ettiğim bir...

Kapat