Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 14°C
Hafif Sağanak

Çocukluğum

10.12.2019
A+
A-

Ah be çocukluğum ne zaman geçtin gittin? Ne güzeldi o günler. Televizyonlarda, fotoğraflarda siyah beyazdı ama hayat renkliydi. Tabletlerimiz akıllı telefonlarımız yoktu ama biz daha çok eğlenir, daha çok mutlu olurduk. Çünkü yaratıcıydık. Okuldan gelince anneler evde yoksa komşu teyzeler bize salçalı, yağlı ekmek sürer karnımızı doyururdu ondan sonra doğru sokağa. Akşam ezanına kadar oynardık. Düşer kalkar, dizimiz kanar, kolumuz çizilir ama sesimiz çıkmazdı. Tek derdimiz kanayan dizimizdi. 9 kiremit, 5 taş, istop, çelik çomak, misket daha birçok oyunu oynamaya doyamazdık. Şimdi öyle mi? Çocuğunu hava kararasıya kadar sıkıysa sokakta bırak. Hiç canımız sıkılmazdı hiçbir şey bulamazsak ipin iki ucunu bağlar elimize geçirir arkadaşımız o ipi parmaklarına geçirerek elimizden alırdı bu böyle devam eder giderdi. Ya da isim, şehir, hayvan, bitki oynardık. Akşam ailece oturmalar olurdu. Cep telefonu yok annem komşuya beni gönderir söylediklerimi unutma bu akşam maniniz yoksa annemler oturmaya gelecekler diye tembihlerdi. Komşuya giderken utanırdım Mani ne demekti? Anlamı neydi? Ayıp olur mu? Utana sıkıla söylerdim. Tabi hemen buyursun gelsinler manimiz yok derlerdi. Biz çocuklar gezmeye götürülmezdik. Evde kalır komşuların kız ve erkek çocukları bir arada oturur ders çalışır oyun oynardık. Anne ve babaların gözleri arkada kalmazdı. Eve misafir gelince şimdiki gibi çeşit çeşit pasta börek ikram edilmezdi. Evde ne varsa özellikle bisküvi konulurdu. Kahve ise sadece bayramlarda erkek misafirlere ikram edilirdi. O kadar özenirdim ki ben de içeceğim dediğimde annemin kızlar kahve içmez içerse zenci olur dediğini hiç unutmam. Bu kadın erkek eşitsizliğinden değil de herhalde kahve pahalı ya da fazla bulunmazdı. Misafir odamızda aslan ayaklı, aynalı, camlı büfemizde sarı parlak komposto kaseleri her baktığımda ışıl ışıl göz kırpardı.  O kaseler her zaman çıkmazdı, soframıza gelemezdi. Özel günlerde ya da cacık yapılırsa o zaman. Nasıl sevinirdim o kaselerden içmeye, yemek yemeğe. Şimdiki çocuklar bu duyguyu anlayamazlar. Şimdi evlerde çeşit çeşit pahalı porselen takımları var ama ağız tadı yok. Ailece oturulup yemek bile yenmiyor. Kahvaltıda şimdiki gibi çeşit nerede? Annemin haftada bir pazardan aldıklarını bir haftada yer içerdik. Dondurulmuş gıda, raf ömrü yiyecekleri bilmezdik. Tencere yemeği yenirdi onun için çocuklar daha sağlıklıydı. Şimdi nerede? Her şey hazır, gıdalar sağlıksız, hormonlu ve çocuklar obez. Okul defterlerimizin kenarlarını süslerdik yukarıdan aşağıya rengarenk kuru boyalarla. Kitap ayracı bilmezdik. Gülleri kurutup kuru gülleri koyardık kaldığımız sayfaya. Ve o kitap bitince kıyamazdık o kuru gülü atmaya. Ah be çocukluğum ne güzeldin. Bir de hatıra defterlerimiz vardı. Kalbin kadar temiz bir sayfa ayırdığın için teşekkür ederim diye yazdığımız. Bayramlarda, yeni yılda, kar manzaralı simli kartlar alırdık. Uzaktaki arkadaşlarımıza, akrabalarımıza gönderirdik. Şimdi  Whatsapp’dan kutluyoruz iki satır yazarak.  Yağmurda elindeki gülü koklayan saçları ıslanan kız ve ağlayan o güzel çocuk sizleri de unutmadım, duvarlarımızı ne güzel süslerdiniz. Mektuplar yazardık. Sonu sepet sepet yumurta sakın beni unutma diye biten. En çok da neyi özledim. Anne baba sağ, ablalar, abiler evlenmemiş tüm aile bir arada. Bayramlarda alınan kıyafetler ve yastık altına konulan ayakkabıları özledim. Ailece gidilen bayram ziyaretlerini, memleket gezilerini…

Böyle naif güzel bir nesilden nasıl bugün kötü bir düzene geldik bilemiyorum. Ah be çocukluğum bizler büyüdük ama kirlendi dünya.

REKLAM ALANI
ETİKETLER:
YAZARIN DİĞER YAZILARI
15 Mart 2020
14 Şubat 2020
26 Ocak 2020
6 Ocak 2020
19 Aralık 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Daha fazla Köşe Yazıları
yasemin-esen
Serenad

Zülfü Livaneli filmleri sohbetlere konu olan,müzikleri keyifle dinlenen,kalemi muhteşem olan bir yazar.Mutlaka kitaplığınızda bulunması gereken bir kitap.. Okurken bir sürü...

Kapat