DOLAR 7,2583
EURO 8,6284
ALTIN 482,154
BIST 1034,4
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 35°C
Sıcak

Hz. Peygamber kişisel karizmaya asla müsaade etmemiştir

27.07.2020
A+
A-

O, her ne olursa olsun, nihai olarak hükmü, sonuçları tayin edenin Allah olduğuna inanıyor / iman ediyordu. Arkadaşlarının da bu şuur üzere olmalarını öğütlüyordu. Bu anlamda önce kendi nefsine yönelip arkadaşlarını uyardı;

“Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi beni batıl ve aşırı surette methettikleri şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü’ deyin!” Ve yine Kendisini kral, sultan gibi görüp çekinen kişiyi de şöyle ikaz ediyordu;

“Sakin ol kardeşim! Ben bir kral veya hükümdar değilim. Kureyş’ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum!..” Kişi karizmasının, pramidel yapılarda nasıl hasarlar oluşturdukları, alttakilerin başlarına basarak nasıl bir krallık oluşturdukları ve nice zulümlere sebep oldukları tecrübeyle bilinen mevzudur. Çevresindekilerin, yandaşlarının, kişiyi omuzlarına almasıyla birlikte bir pramit oluşuveriyor. Onlar da diğer insanların omuzlarına basarak hem kendileri yükseliyor ve hem de yükleri hafifliyor ve karizmaya yakın durmanın nimetlerini devşiriyorlar. En tepedeki karizma, bir süre sonra bu pramidel yapıyı küçük görmeye başlıyor. Dolayısıyla daha çok insanın omuz vermesiyle daha yükseklere ulaşmayı murat eder.

Malum, Mısır Piramitlerinin sebeb-i vücudu da budur. Kur’an bu yapının istinat ettiği anlayışı kökten değiştiriyor. Onun yerine ‘saf’ düzenini getiriyor. Tıpkı namazdaki ‘saf’ düzeni gibi… Bu anlayışta insanlar diğerlerinin omzuna binip yükselmeyi değil, fedakarlıkta, feragatte, diğerkamlıkta bulunmak suretiyle hayırda yarışmada öne çıkmayı öncelerler. Allah ve Peygamberi de insanları buna teşvik etmişlerdir. Kendileri dışındaki insanların başlarına basmak yerine gönüllü olarak onları başlarında taşımayı yeğlemişlerdir. “Bir toplumun efendisi ona hizmet edendir” hizmet felsefesiyle Mekke’nin cehalet batağına batmış insanlarına bilinç sıçraması yaptırmıştır. Hz. Ömer, Hz. Ebubekir’e latifede bulunur; ‘hizmette, fedakarlıkta seni yakalama, seni geçme imkanımız yok.’ Burada asıl olan hizmet yarışında, kimsenin kimseye zulmetmemesini temin etmek. Zulmün yarışı değil, adaletin, feragatin yarışı…

SEÇTİKLERİMİZ  Kur'an'da "Hayvan Gibidir" İfadesi

Hz. Peygamberin anlayışında, pratiğinde, sahabenin hiçbirisi diğerlerinin yukarısında değildir. Peygamberin, arkadaşları arasında birilerini / bazılarını öne geçirdiğine dair hiçbir ihsası sözkonusu olmamıştır. Ki ondan dolayı irtihalinden sonra kimin halife olarak tayin edileceği konusunda ihtilaf doğmuştur.

Allah Resulü, arkadaşlarını Allah’a olan bağlılıkları ve kullukları ölçüsünde kıymetlendirip, konumlandırıyordu. Yine burada bu vesileyle hatırlayacağımız önemli bir örnek var.

Malum Hz. Peygamber hayattayken planladığı son bir sefer var; Bizans’a yönelik yapılan savaş hazırlığı… O coğrafyanın en büyük krallıklarından birisi. Hz. Peygamber, ordu komutanı olarak kendisinin eski azaldı kölesi olan Zeyd’in oğlu Üsâme Bin Zeyd’i tayin ediyor. Üsâme, henüz 20’lı yaşlarda, genç bir sahabe…

Komuta ettiği orduda kimler var? Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman, Sa’d bin Ebî Vakkas, Ebû Ubeyde bin Cerrah gibi ashabın ileri gelenlerinden birçok kimse vardı. Sancağın Üsâme’ye verilmesinde sonra bazı sahabeler sanki Üsâme’nin Peygamber Efendimiz tarafından tayin edildiği unutuluvermiş gibi bir sürü söz ve dedikodu çıkardılar. Bu neyi gösteriyordu?

Hz. Peygamberin hayatı boyunca getirdiği dinin yasakladığı asabiye ruhunun halen tortularının yok olmadığını işaret ediyordu. Hz. Peygamberin irtihalinden sonra Halife Hz. Ebubekir önceden planlanmış seferi sürdürme ve komutanın yine Hz. Usâme’de olması kararlılığını ortaya koyunca; Hz. Ömer ordu içindeki daha kelli felli sahabelere dikkat çekerek, komutanın yeniden gözden geçirilmesini teklif ettiğinde Hz. Ebubekir şiddetli tepki gösterir; “Allah Resulünün taktirini değiştirmem” demiştir. Benzer bir olay Halit Bin Velid üzerinden cereyan etmiştir.

Halit Uhud savaşında müşrik ordusunun komutanı olarak onlarca Müslümanın şehit olmasına sebep olmasına rağmen Müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber geçmişin üzerine şal çekerek ehliyet ve liyakatinden dolayı onu İslam ordusuna komuta etme görevi vermiştir. Sahabe de bunu hiç mesele etmemiş ve ona tabi olmuşlardı. Halit Bin Velid, Hz. Ebubekir’in hilafetinde de komutanlık görevini sürdürmüştür.

SEÇTİKLERİMİZ  Öğretmenler Günü

Hz. Ebubekir’e müsteşarlık eden Hz. Ömer, birkaç defa Halid’in görevden alınmasını teklif etmişse de her defasında Hz. Ebubekir bu teklifi geri çevirmiştir. Hz. Ömer hilafeti geçince yaptığı ilk icraatlarından birisi de, yıllardır İslam ordularını komuta eden ve zaferden zafere koşturan Halid Bin Velid’i görevden almak olmuştur.

Neden bu derece başarılı bir komutanı görevden aldı diye sağda solda dedikodu yapanlara Hz. Ömer’in cevabı; “Ey İnsanlar ”Halkın şunları dediğini duydum; Halid yendi; Halid kazandı; Halid olmasa yenemezdik; Halid olmazsa bizde olamayız… Halid, Halid, Halid! Hayır, Ömer’in nefsini kudret elinde tutana yemin ederim ki ”Halid Yenmedi. Halid kazanmadı. Halid başarmadı. Allah yendi.

REKLAM ALANI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

halil_ozcan
Bir Hadis nasıl cinayetlerin sebebi kılınıyor?

“Harp hileden ibarettir.” Bu hadisin sahihliği konusunda çok münakaşa var. Ona girmeyeceğim. Gerek de yok. Hz. Peygamber böyle bir beyanda...

Kapat